BİZ UFACIK BİR YAPRAĞIN ÜZERİNDEKİ KÜÇÜK KURTCUKLARIZ
Biz, dev gibi bir ağacın , ufacık bir yaprağın üzerindeki küçük küçük kurtçuklarız Zorba. Bu küçücük yaprak bizim yer yuvarlağımızdır , ötekiler de, gecenin içinde sallandıklarını gördüğün yıldızlar . Biz küçücük yaprağımızın üstünde sürünüyor ve onu hırsla araştırıyoruz. Kokluyoruz: Bize güzel kokuyor ya da kötü kokuyor. Tadına bakıyoruz: Yenilebilir buluyoruz. Vuruyoruz, sanki canlı bir şeymiş gibi çığlıklar atıyor. En korkusuz olan insanlar , yaprağın ucuna varıyorlar; bu uçtan , gözlerimizle kulaklarımız açık olduğu halde kaosa eğiliyoruz. Ürperiyoruz. Altımızdaki korkunç uçurumu görüyor, dev ağacın öteki yapraklarının çıkardığı gürültüyü uzaktan uzağa duyuyor, özsuyun köklerinden yükselip kalbimizi kabarttığını kavrıyoruz . Böylece , uçuruma eğilmiş bir halde , bütün bedenimiz ve bütün ruhumuzla , korkunun içimizi kapladığını anlıyoruz. O andan sonra artık şey başlar...” Demek istiyordum ki artık şiir başlar . Ama o anla...