BİZ UFACIK BİR YAPRAĞIN ÜZERİNDEKİ KÜÇÜK KURTCUKLARIZ






Biz, dev gibi bir ağacın , ufacık bir yaprağın üzerindeki küçük küçük kurtçuklarız Zorba. 

Bu küçücük yaprak bizim yer yuvarlağımızdır , ötekiler de, gecenin içinde sallandıklarını gördüğün yıldızlar . 

Biz küçücük yaprağımızın üstünde sürünüyor ve onu hırsla araştırıyoruz. Kokluyoruz: Bize güzel kokuyor ya da kötü kokuyor. Tadına bakıyoruz: Yenilebilir buluyoruz. Vuruyoruz, sanki canlı bir şeymiş gibi çığlıklar atıyor. 

En korkusuz olan insanlar , yaprağın ucuna varıyorlar; bu uçtan , gözlerimizle kulaklarımız açık olduğu halde kaosa eğiliyoruz. Ürperiyoruz. 

Altımızdaki korkunç uçurumu görüyor, dev ağacın öteki yapraklarının çıkardığı gürültüyü uzaktan uzağa duyuyor, özsuyun köklerinden yükselip kalbimizi kabarttığını kavrıyoruz . 

Böylece , uçuruma eğilmiş bir halde , bütün bedenimiz ve bütün ruhumuzla , korkunun içimizi kapladığını anlıyoruz. O andan sonra artık şey başlar...” Demek istiyordum ki artık şiir başlar . Ama o anlamayacaktı. 

Ne başlar. Neden sustun?

Büyük tehlike başlar . 

Bazılarının başı dönüp sayıklar , bazıları korkup yüreklerini sağlamlaştıracak bir karşılık bulmak için çırpınız ve buna Tanrı derler; bazıları da yaprağın kenarından uçuruma sakin sakin , korkusuzca şöyle der : “Hoşuma gidiyor.” 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SPİNOZA'NIN ETİK ADLI KİTABINI AÇIKLAYAN MORIS FRANZES'DEN ALINTILAR

GYGES'İN HİKAYESİ